Budur Manifestomuz – Dies ist unser Manifest v. Wolfgang Borschert

Değerli dostum Danyal Nacarlı Almanya’nın en hazin yazarlarından Wolfgang Borchert’in bir yazısını tercüme etmiş. Kendinin de dediği gibi Borchert’i okuyun ve sonra karar verin savaşı alet edip Türk halkından oy avına çıkanların ne kadar büyük bir suç işlediklerini.

Ben Borchert’in Almanya için söylediği sözü Türkiye’ye uyarlamak istiyorum: ‘Ben Türkiye için ölmek değil, Türkiye için yaşamak istiyorum!’

Ne demiş Mustafa Kemal Paşa: ‘Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.’

Söz Danyal’ın:

Her ordu ulu, her paşa kahraman, her ölen şehit, her öldürülen düşman, her savaş meşru.
Her ağlayan ana cennetlik, her baba „bir evladım daha var, gurban olsung vatana“.
Birbirine benzer ordular, paşalar, askerler, sebepler, ölümler, hatta öldürmeler de.
Topraklar bile birbirine benzer, şehitlerin kefensiz yattığı. Şehitler. Salt kurtlar farklı. Evet. Her toprağın kurdu ayrı, kurtlar soluğuna benzer!

Okuduğum en hazin yazarlardan birisi Wolfgang Borchert. Tek kitapla doldu Alman, Dünya Edebiyatına. Unutur mu öykülerini okuyana. Unutabilseydi keşke. Nasıl unutsun ki. Bu savaşlar, canı ceset, cesedi de ceset doğuran ederken. Nasıl! Borchert okuyun, okutun çocuklarınıza. Ne olur, sahip çıkın Borchert’e, çocuklarınıza!

„BUDUR MANİFESTOMUZ

İndirin miğferleri, indirin miğferleri: yenildik! Bölükler dağıldı dört yana. Bölükler, taburlar, ordular. O koca ordular. Sadece ölenlerin orduları duruyor hâlâ. Dağa benzer ormanlarmışçasına duruyorlar karşımızda: karanlık ve mor, seslerle taşan. Ama devrilmiş yatıyor uzun uzun toplar, kemikleri kaskatı fosil hayvanlar gibi. Mora kesilmiş, gafletinde basılan bir öfkeden de.
Paslanıyor miğferler habire. İndirin paslı miğferleri: yenildik!
Çanağımızla süt kuyruğunda bekliyor aç çocuklar. Yavan süt, yavan. Çocuklar mora kesilmiş ayazdan. Ve süt de mor, yoksulluktan. Artık asla girmeyeceğiz birisinin ıslığıyla içtimalara, „sağol!“ demeyeceğiz birisi bize bağırınca.
Böğürmüyor artık toplar, çavuşlar. Ağlarız, sıçarız da, şarkılar söyleriz gönlümüz ne zaman isterse. Ama… ama coşkun tanklar’ın edelvays’ın şarkılarını söylemeyeceğiz bir daha! Çünkü coşmayacak tanklar ve çavuşlar asla. Çünkü çürümüş edelvays, kanlı teranelerin küfü altında. Ve bir muharebenin arifesinde „Ulan“ diye seslenmeyecek paşalar bize. O korkunç savaşın arifesinde,
Korkudan dişlerimizin arasına kumlar dolmayacak artık. Ne bozkırın kumu, ne de Ukrayna’nın, Sirenayka’nın, Normandiya’nın – ille de acı, kem kumu yurdumuzun.
Vu duymayacağız bir savaş öncesi beynimizde, bağırsaklarımızda o, kızgın cezbi…“

Wolfgan Borchert’in “Dies ist unser Manifest” eserinden.